yarışmak istiyorum

selam ben emine kılıç gaziantepten mesaj yolluyorum bayan kuaförüyüm yarışmanızı beğenerek izliyorum beni yarışmacı olarak kabul ederseniz çok sevinirim 0543

saygılarımla mehmet ali

saygılarımla mehmet ali bey sizleri çok seviyoruz hergün sizleri izliyoruz.Ama benimde sizlerden bir ricam olacak.Benim kredi borcum var.ardısıra 4 çocuk babasıyım hergün benden bizim ne zaman arabamız olacak diyorlar.Nolur bana yardım edin mehmet ali bey.onlara bir araba alıp sevindiremedim mutlu edemedim.Ama siz yardım ederseniz sizin sayenizde çocuklarımın yüzü gülecek bide biz gurbetteyiz.

sayın hocam yarişmanıza

sayın hocam yarişmanıza benide alırsanız çok memnun olurum saygılarlarımla

MUTLULUK SİZCE NEDİR

MUTLULUK SİZCE NEDİR ?...

Bir araba sahibi olmak mı?

Ya da bir ev ?

Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz?

İyi bir işe ne dersiniz?

Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları;sevgili dostlarım..

Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve "o benim olursa en mutlu ben olurum" dediğiniz hedeflerinizi...

O çok istediğiniz elbiseyi aldınız sırtınızdan düşmedi.

Bir gün, iki gün , üç gün...

Ya sonra? Bittii!

Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda...

Bir alabilsek başka ne isteriz ki?

Ama onun da sonu aynı son, o bitecek.

Bu sefer bir başkası..

Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor.

Artık yeni bir şey istiyor. "Onunla mutlu olacakmış"

Hayat böyle değil mi "Mutluluk Yolculuğu"nun değerli yolcuları sevgili netlog dostlarım.

Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım, 4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz.

Uğraşıyoruz didiniyoruz.

Güç bela giriyoruz üniversiteye.

Şu vizeler bir bitse rahatlayacağız.

Vizeler biter.

Bu sefer de finaller.

Vizeydi finaldi derken bir mezun olsak..

Mezun da olduk;

Ah bir işe girsem benden mutlusu yok!

İşe girdik ; "Bi terfi edemedik yahu şu patron bir zam verse daha ne isterim ki?"

O da oldu.

Güzel, hayat tıkırında gidiyor.

Evlenince mutlu olacağım;

Evlendik.

Bir kızım olursa mutlu olacağım; oğlum oldu. (Allah bağışlasın...)

Ama, bir kızım olsun bak!

Dünyalar benim olacak.

Var ya!

Şu bizim oğlan bir Anadolu lisesi sınavlarını kazansın, çok MUTLU olacağım.

Varımızla yoğumuzla gece gündüz demeden daha rahat, daha lüx bir hayat için çırpındık.

Evladımız üniversiteyi hayırlısıyla bir bitirsin, eli ekmek tutsun, gayri rahatım sonrası iyi olacak.

Tamam o da oldu.

Ahhhh !

Evladımın bir mürrüvetini görsem;

Allah'tan başka ne isterim ki ?"torun" da gelecek ?

Ve....seneler geçer.

Hayat, kadın için çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik, iş çemberinde dönerken..

Adam sabah 8:00, akşam 5:00 mesaisinde.

Gelince yemek, biraz televizyon ve uyku.

Bu kısır döngüde, mutluluk seraplarının peşinde koşarken zaman avuçlarımızdan apansızca kayıp gitmiş.

Ve bir de bakmışız ki son istasyondayız...

Ne gençliğimizden ne dinçliğimizden eser kalmamış.

Arkamıza dönüp baktığımızda, geride kalmış 70 yıl...

Ama elde avuçta, ulaşılamamış bir "mutluluk" adresi...

Hayatınızın gidişatı böyleyse, son istasyona vardığınızda ben aslında "MUTLULUĞU" arıyordum demek için çok geç olmadan,

Mutluluk seraplarının peşinden koşmayı bırakıp, mutluluğu gerçekten olduğu yerde aramanın ve bu koşuşturmada içerisinde, her gün bizim için doğan güneşin ışıltılarının artık farkına varmanın zamanı gelmedi mi sizce de?

Sevgiyle kalın. :)

HEDEF ; Babası oldukça

HEDEF ;

Babası oldukça zengin sayılabilecek bir arkadaşımı ziyaret etmeye gitmiştim,açık bir arazide okçuluk çalışması yapıyordu.Seyretmeye başladım.Oku çekti ve bir yerlere sapladı,sonra saplanan yere gidip hedefi çizdi elindeki tebeşire benzeyen şeyle.Yanına yaklaşıp şöyle dedim: Bu şekilde hedef alıştırması yapılmaz.önce hedefi çizersin,sonra oku fırlatırsın.Cevap gelmekte gecikmedi:Biliyorum,ama eğer benim gibi yaparsan asla kaçırmazsın!Ne yazık ki bir çok kişi yaşama,bu arkadaşımın oklara yaklaştığı gibi yaklaşıyor.Hiç hedef çizmiyorlar,böylece kaçıracak bir amaçları olmuyor.Ama hiçbirini de vuramıyorlar.

Sevgiyle kalın. :)

NELER OLUYOR BİZE ? NEDEN

NELER OLUYOR BİZE ? NEDEN MUTASYONA UĞRADIK ?...

Aslında bunun cevabını biliyoruz belkide...
Yediğimiz,içtiğimiz doğal şeylerden uzak hormonsal yada kimyasal içerikli yiyecekler hatta ve hatta katkı maddeleri belkide bizim kişilik dengelerimizi değiştiren ?...Tüm doğallığımızı yitirdik yediklerimiz ve yaşadıklarımızla.Tabi bu benim fikrim sizlerin tespitleri neler bilemiyorum ama bir bilen varsa söylesin allah aşkına!...

Eski aşklar, eski dostlar, eski şarkılar şimdi oldu eksik aşklar, eksik dostlar ve eksik şarkılar…

Nereye gittiler ya da biz neredeyiz bilmiyorum ama değiştik ve de dönüştük galiba.

Yaşadığımızı hissettiren şeyler sayılıdır hayatta. Bunların en başında da geçmişten gelen ve hala önemini ve varlığını koruyan şeyler gelir.

Eski bir dostunuzla karşılaştığınızda paylaşılan tek şey anılarsa bir sorun var demektir esasında. En azından benim için böyle. Ne değişti bizde… Neden bugünümü konuşamıyorum senle diyerek sorgular haldeyim kendimi bugünlerde.

Göçmen kuşlar gibiyiz evet, hayat bizi farklı yerlere sürüklüyor. Fakat göçmen kuşlar birlikte göç ederler değil mi?

Birini hayatınıza aldığınızda ondan beklentiniz yoktur esasında anlaşılmaktan başka. Hepimiz bir bekleme istasyonunda olabiliriz de kendi hayatlarımızın birer bekleme istasyonu haline gelmesine ne demeli? Farklı farklı insanlarla dolu girip çıkan ve kaybolan. Oysa tren nereye giderse gitsin aynı tren değil mi?

Ne değişiyor bilemiyorum. Bir eksiklik var ilişkilerimizde. Kalmasını istediklerimiz kendiliğinden gitmişler çoktan. Belki de biz bırakıp gittik; karşılıklı olarak yani. Ama bir şey öğrendiysek birbirimizden mutluyum bundan dolayı.

Çok da söylenecek bir şey yok esasında. Seçimler çoğu zaman bize ait değil.

Sadece bir Şebnem Ferah şarksı söylüyorum gitmeden: “Teşekkürler, hayatıma giren herkese ve herşeye.''

Sevgiyle kalın. :)

Üye Girişi