SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA.

''CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR''

Merhaba güzel dünyanın,güzel insanları MERHABA BÜTÜN ANNELER;

Bugün çok önemli bir gün: gönül isterki;sevdiklerimizi her gün hatırlayalım,hatta mümkünse hiç unutmayalım onlara sevgimizi her fırsatta haykıralım,göstermeye çalışalım... Ama hayat bize bazen istediklerimizi veremeyebilir...Çeşitli nedenlerden ötürü bazen bu fırsatları yakalayamıyoruz(iş,gurbet,gereksinimlerimizi temin edebilme kaygıları hepsi vs.)

Yinede sizlere önerim bu pazar çalışıyorda olsanız,gurbette,mahpusta,yada başka nedenlerden,O kutsal varlığa en azından bir telefon,bir mektup vs yazma şansımız mutlaka vardır. Malumunuz çağımız teknoloji çağı ondan doğru bir şekilde faydalanabilirsek eğer her şey daha güzel olacak.

TÜM ANNELERİN ELLERİNDEN BİR KEZ HATTA BİNLERCE KEZ DAHA ÖPÜYORUM İYİ Kİ VARSINIZ.

ÜÇ EVLAT

KADERİMİZ KARAR ANLARIMIZDA BİÇİMLENİR.

Bence hayat bir nehir gibidir.Çoğu insan bu nehre,sonunda nereye çıkacağına karar vermeden atlar.Böylece çok geçmeden akıntıya kapılırlar...Günlük olaylar,günlük korkular,günlük zorluklar...Nehrin çatal oluşturduğu yerlere vardıklarında,hangi tarafa gitmek istediklerine bilinçli bir şekilde karar vermezler,kendileri için hangi tarafın uygun olduğunu da düşünmezler.Ta ki günün birinde kükreyen suların sesi onları uyandırana kadar...Aşağı düşeceklerdir.Bazen bu düşüş,duygusal bir düşüştür.Bazen fiziksel bir düşüştür.Bazen finansal bir düşüştür.Hayatınızda buğün yüz yüze olduğunuz güçlükler,büyük ihtimalle,nehrin yukarısındayken verilen iyi kararlarla önlenebilirdi.

Sevgiyle kalın. :)

HEDEF ;

Babası oldukça zengin sayılabilecek bir arkadaşımı ziyaret etmeye gitmiştim,açık bir arazide okçuluk çalışması yapıyordu.Seyretmeye başladım.Oku çekti ve bir yerlere sapladı,sonra saplanan yere gidip hedefi çizdi elindeki tebeşire benzeyen şeyle.Yanına yaklaşıp şöyle dedim: Bu şekilde hedef alıştırması yapılmaz.önce hedefi çizersin,sonra oku fırlatırsın.Cevap gelmekte gecikmedi:Biliyorum,ama eğer benim gibi yaparsan asla kaçırmazsın!Ne yazık ki bir çok kişi yaşama,bu arkadaşımın oklara yaklaştığı gibi yaklaşıyor.Hiç hedef çizmiyorlar,böylece kaçıracak bir amaçları olmuyor.Ama hiçbirini de vuramıyorlar.

Sevgiyle kalın. :)

NELER OLUYOR BİZE ? NEDEN MUTASYONA UĞRADIK ?...

Aslında bunun cevabını biliyoruz belkide...
Yediğimiz,içtiğimiz doğal şeylerden uzak hormonsal yada kimyasal içerikli yiyecekler hatta ve hatta katkı maddeleri belkide bizim kişilik dengelerimizi değiştiren ?...Tüm doğallığımızı yitirdik yediklerimiz ve yaşadıklarımızla.Tabi bu benim fikrim sizlerin tespitleri neler bilemiyorum ama bir bilen varsa söylesin allah aşkına!...

Eski aşklar, eski dostlar, eski şarkılar şimdi oldu eksik aşklar, eksik dostlar ve eksik şarkılar…

Nereye gittiler ya da biz neredeyiz bilmiyorum ama değiştik ve de dönüştük galiba.

Yaşadığımızı hissettiren şeyler sayılıdır hayatta. Bunların en başında da geçmişten gelen ve hala önemini ve varlığını koruyan şeyler gelir.

Eski bir dostunuzla karşılaştığınızda paylaşılan tek şey anılarsa bir sorun var demektir esasında. En azından benim için böyle. Ne değişti bizde… Neden bugünümü konuşamıyorum senle diyerek sorgular haldeyim kendimi bugünlerde.

Göçmen kuşlar gibiyiz evet, hayat bizi farklı yerlere sürüklüyor. Fakat göçmen kuşlar birlikte göç ederler değil mi?

ADAM GİBİ ADAM OLMAK !

Adam olmak deriz ya hep, neye göre ve kime göre adam olmak için söyleriz bunu hiç düşündünüz mü acaba?...

Ben son günlerde düşünür oldum.

Ne anlama geldiğini ve ne işe yaradığını çözmek için aklımca kurcalıyorum bu deyimi.

Bazen yolda yürürken önümüzde yürüyen insana çarparız nedenli nedensiz ve “ulan adam olsana, yolda yürümeyi bilmiyorsan yürüme” deriz.

Bazen de “okuyup, büyüyecek benim oğlum-kızım, ilerde büyük adam olacak” deriz.

Demeyiz diyen var mı içiniz de yok.

Ben çoğunlukta hayırları duyar gibiyim.

Kimimize göre insanlıkla alakalı, kimimize göre de okumakla alakalı bir durum.

Yalnız okumakla da adam olunamayacağını pek çoğumuz uzun süredir fark etmiştir sanırım.

Dünyanın bütün kitaplarını yalayıp yutsanız da, en iyi üniversitelerinde okusanız da adam olmayı bu şekilde beceremezsiniz.

İstisnalar kaideyi bozmaz tabi.

Ona bir sözümüz yok.

Peki aileden gelen adam olmak nasıldır.

O da verilen terbiye ile alakalı bir durumdur.

Boşuna dememişler atalarımız ağaç yaş iken eğilir diye.

MUTLULUK SİZCE NEDİR ?...

Bir araba sahibi olmak mı?

Ya da bir ev ?

Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz?

İyi bir işe ne dersiniz?

Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları;sevgili dostlarım..

Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve "o benim olursa en mutlu ben olurum" dediğiniz hedeflerinizi...

O çok istediğiniz elbiseyi aldınız sırtınızdan düşmedi.

Bir gün, iki gün , üç gün...

Ya sonra? Bittii!

Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda...

Bir alabilsek başka ne isteriz ki?

Ama onun da sonu aynı son, o bitecek.

Bu sefer bir başkası..

Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor.

Artık yeni bir şey istiyor. "Onunla mutlu olacakmış"

Hayat böyle değil mi "Mutluluk Yolculuğu"nun değerli yolcuları sevgili netlog dostlarım.

Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım, 4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz.

HAYATI ERTELEMEK ;

"Sanırım ertelemeliyim hayatımı bir süreliğine de olsa"... diye konuşurken buldum kendimi iç sesimle...

Sonra, "ne kadar doğru olur ki?"... diye sordum aynada kendime...

Diyelim ki, erteledim, gerçekleri bir süreliğine de olsa yüreğime gömdüm..

Sonra, zamanla yaşanmışlıklar karşıma geçip sorgulamayacak mı beni?

Yine eskiye dönmeyecek mi herşey...

Unutulmaya yüz tutmuş her ne varsa, hayata geçmeyecek mi en baştan...

Sil baştan...

Yine yürek ağlamayacak mı?...

Kalp atışları çoğu zaman durmayacak mı?...

Çehrenin yorgunluğu aynaya yansımayacak mı?...

Kimden kaçıyorum ki ben!...
Kendimden mi acaba, ne dersiniz...

Korkaklık mı yoksa çılgınlık mı benimkisi?...

Düşünüyorum bazen ama maalesef yanıtını bulamıyorum...

Sorun da bu galiba ...
Her sonun bir başlangıcı vardır derler ya, benim başlangıç noktam, sanırım son noktam...

İnsan bazen karmakarışık duygu çuvalını taşıyamıyor, ağır geliyor, ucundan tutan biri olmayınca.

Hasret, sevgi, aşk, nefret, doruktaki duygular...

Hepsi, hepsi ağır geliyor yüreğe, sığmıyor bir yerlere...